Galata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2014 Perşembe

İnsan ömrünü geriye doğru da uzatan semt: Galata

KANTİN

İstanbul’un tarihi semtlerinden Galata, asırlara meydan okuyan yapılarıyla ünlü. Türkiye’nin ilk Ermeni halk okulu, İstanbul’un ilk Mevlevihanesi ve camileriyle tarihin nefes aldığı semtlerden olan Galata’ya mercek tuttuk. 1960’lı yıllarda yayınlanan Hayat Tarih dergisinin mottosu olan “Tarih okumak insanın ömrünü geriye doğru uzatır” sözünü doğrularcasına, Galata’nın tarihi yapılarını gezdik ve öğrendiklerimizle, yüzlerce yıllık kısa bir gezintiye çıkmış olduk


Türk Ortodoks Merkez Meryem Ana Kilisesi - Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi

Türk Ortodoks Patrikhanesi, 1922’de Fener Rum Patrikhanesi’nin gücünü azaltmak için kurulmuş. Patrikhanenin toplam 3 kilisesi bulunmakta. Bunlar: Meryem Ana Türk Ortodoks Kilisesi, Aziz Aya Nikola Kilisesi ve Aziz Aya Yani Kilisesidir. Bu üç kilise, Milli Mücadele yıllarında Türk Ortodokslarının eline geçmiş ve o tarihten beri Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin kontrolünde. Ayrıca cemaati bulunmayan Türk Ortodoks Patrikhanesi, hiçbir kilise ve patriklik tarafından tanınmıyor.

Adres: Ali Paşa Değirmeni Sokak Karaköy









Özel Getronagan Ermeni Lisesi

Müdire Silva Kuyumcuyan Margosyan:

İlk Ermeni halk okulu olan Getronagan Ermeni Lisesi 1886’da açılmış. Ben burada 34 yıldır müdire olarak görev yapıyorum. Buranın açılma amacı düşünür ve Anadolu’daki Ermeni okullarına öğretmen yetiştirmek. Getronagan’ın Türkçe anlamı “merkez.” İstanbul’un merkezindeyiz ve hem bu yakadan, hem de karşı yakadan öğrenci alabiliyoruz.

Adres: Hacımimi Mahallesi 34425 Beyoğlu









Kılıç Ali Paşa Camii

İmam Birol Akça:

Kılıç Ali Paşa Camii imam hatibiyim. Yaklaşık bir buçuk senedir bu camideyim. Kılıç Ali Paşa 1571 ile 1587 yılları arasında 16 yıl Kaptan-ı Derya olarak görev yapmıştır. Kılıç Ali Paşa Camii, 1581 yılında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Bu caminin en önemli özelliği ise deniz üzerine kurulan ilk cami olmasıdır. Türbe, medrese, hamam ve bir de külliyesi vardır. 2011 yılında hem hamam hem de cami restore edilmiştir.

Adres: Kemeraltı Caddesi Sakızcılar Sokak No:9 Karaköy






Galata Mevlevihanesi

Görevli İsmail Yıldırım:

Orijinal adı Kulekapı Mevlevihanesi’dir. İskender Paşa’nın Galata’daki arazisi üzerine 1491’de kuruldu. İstanbul’un ilk Mevlevihanesi olan Galata Mevlevihanesi 1975 yılında halkın ziyaretine açıldı. Yüzyıllardır musiki ve bilime ev sahipliği yapan; Semahane, derviş odaları, mahfiller olmak üzere üç geniş bölümü bulunan Mevlevihane’de, günümüzde özel etkinliklere de yapılıyor.

Adres: Şahkulu Mah. Galip Dede Caddesi, Beyoğlu









Sıla Ağgül & Ela Emeksiz 
sila.aggul@hotmail.com 
elaemeksiz@gmail.com

11 Kasım 2014 Salı

9 maddede Galataport’un hikâyesi

Mart 2002’de kamuoyuna duyurulan proje aradan geçen 12 yılın ardından ismi de dâhil birçok değişikliğe uğradı. İki kere ihaleye çıkan proje, en son 16 Eylül 2013’de yapılan ihale ile Doğuş Holding’in oldu. İşte Galataport’un 12 yıllık serüveni 

Fotoğraf: Ahmet Aslan


Galataport projesi, çevreye ve İstanbul’un tarihi dokusuna zarar vereceği eleştirileriyle yine gündemde. 100 bin metrekarenin üzerinde bir alanı ilgilendiren proje ile Fındıklı’dan Karaköy’e uzanan sahilin tamamen ticarileşeceği ve İstanbullular’a kapanacağı iddia ediliyor. Eleştiriler sürerken çalışmalar başladı bile. Karaköy’de son yıllarda yaşanan çevresel ve kültürel dönüşüme ek olarak çok sayıda bina restore ediliyor ya da yıkılarak yenileniyor. Bölgede ardı ardına oteller açılırken eski doku da yerini hızla yepyeni bir Karaköy resmine bırakıyor 

Kamuoyunda “Galataport” olarak bilinen Salı Pazarı Kruvaziyer Limanı Projesi nedir? 

Galataport, Karaköy Rıhtımı’ndan Mimar Sinan Üniversitesi Fındıklı Kampüsü’ne kadar uzanan 1.2 kilometrelik sahil şeridini, 112 bin 147 metrekarelik alanı kapsıyor. Bu alandaki tüm binaların turistik ve ticari amaçlarla onarılması ya da yıkılarak yeni binalara yer açılması amaçlanıyor. Sahil şeridinde yapılacak olan otel, restoran ve diğer ticari işletmeler ile bölgenin geçmişteki dokusunun tamamen değiştirilmesinin planlandığı projeyle sahil şeridinin turistik bir cazibe merkezi haline getirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında restore edilecek ya da yıkılarak yeniden yapılacak olan binaların işletmeleri, ticari olarak bu binaları kiralayan şirketlere tahsis edilecek. 

Proje ne zaman başlayacak? 

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun yürütmeyi durdurma kararı verdiği Galataport Projesi’nin 2015’in Şubat ayında başlayacağı açıklandı. Bilgili Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Bilgili, “Galataport Projesi için inşaat çalışmalarına 2015 Şubat ayında başlanacağını tahmin ediyorum. Bu projenin içerisinde restoranlar, oteller, şehir parkı ve yeşil alanlar olacak. Karaköy tarafındaki tarihi binaları restore edeceğiz. Diğer tarafta büyük depolar var, onlar yıkılıp yeniden yapılacak. Projenin 2.5 yılda tamamlanması öngörülüyor. Projede Doğuş Grubu ile ortaklığımız bulunuyor” diye konuştu. Bilgili ayrıca projeye karşı çıkanların günün birinde “Biz hata yaptık” diyeceklerini iddia etti. 

İlk ihale ne zaman yapıldı? İhaleyi kim kazandı? Neden iptal edildi? 

İlk ihale Eylül 2005’te Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ) tarafından yapıldı. İhaleyi Sami Ofer’in ortağı olduğu Royal Caribbean Cruises önderliğindeki konsorsiyum 3 milyar 538 milyon avroluk teklifiyle kazandı. Proje dahilindeki, Kruvaziyer yat yapımına ilişkin yapılan imar değişikliğini onayan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kararı İstanbul Şehir Plancıları Odası tarafından mahkemeye götürüldü. Danıştay 6. Dairesi, Bakanlık’ın işleminin yürürlüğünü oybirliği ile durdurdu. Danıştay 6. Dairesi, dava konusu olan imar değişikliğinin daha önce de yine kendilerince iptal edildiğini, dolayısıyla işlemin dayanaksız olduğunu belirtti. Daire ayrıca özelleştirme bölgesindeki imar planı değişikliğini yapma yetkisinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda değil, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nda (ÖİB) olduğuna kanaat getirdi. Bunun üzerine zamanın Devlet Bakanı Abdüllatif Şener Danıştay’ın aldığı yürütmeyi durdurma kararını gerekçe göstererek ihale dosyasını ÖİB’ye gönderdi. ÖİB mevzuat gereği dosyayı tekrardan TDİ ihale komisyonuna gönderdi. Komisyon ihalenin iptal edildiğini duyurdu. Böylece ÖİB tekrardan imar planları hazırlamak için çalışmalara başladı. 

İkinci ihaleye giden süreçte neler oldu? 

ÖİB’nin hazırladığı imar planı, Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’ndan geri döndü. Aynı zamanda yaklaşan 22 Temmuz 2007 genel seçimleri yüzünden hükümet de özelleştirme ihalelerine kısa bir ara verdi. Mart 2008’e gelindiğinde Galataport bir hukuk darbesi daha yedi. 1/100.000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı hakkında İstanbul 2. İdare Mahkemesi tarafından yürütmeyi durdurma kararı verildi. Bu karar, Galataport’un yapılamayacağı anlamına geliyordu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Mart 2009’da yeni bir çevre düzeni planı hazırladı. Plan, Büyükşehir Belediye Meclisi’nden oy çokluğu ile geçti. Aralık 2010’da Kıyı Kanunu’nda çok büyük bir değişiklik oldu. Bu değişikliğin Galataport, Haliçport ve Haydarpaşaport için çıkartıldığı çok açıktı. Yapılan değişiklikle kanun maddesi şöyle oluşturuldu: “Kıyılarda, doldurma ve kurutma suretiyle elde edilen arazilerde kanun kapsamında öngörülen kullanımlara ilişkin imar planı Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nca 60 gün içinde re’sen onaylanır. Bu alanlarda 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun koruma amaçlı imar planına ilişkin hükümleri uygulanmaz.” Bu, kıyılarda yapılan dolgu alanlarında inşa edilecek yapıların otoparktan, alışveriş merkezine kadar her şeyi kapsayabileceği anlamına geliyordu. Artık yeni bir ihalenin önündeki bütün imar ve hukuk sorunları aşılmıştı. Geriye ihalenin duyurulması, yapılması ve yeni alıcısının beklenmesi kalmıştı. 

İkinci ihalenin imar planı nedir? 

Projenin merak edilen kısmı bölgede bulunan 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından Kentsel Sit Alanı ilan edilen, daha sonra Bakanlar Kurulu kararı ile “turizm bölgesi”ne çevrilen alanda bulunan tarihi binaların ne olacağıydı. Bu binalar arasında TDİ Genel Müdürlük binası, yolcu terminali, Çinili Han ve Paket Postanesi var. 
Proje kapsamında; 
TDİ Genel Müdürlük binası, yolcu terminali, Çinili Han ve Paket Postanesi’nde restorasyon, tadilat ve güçlendirme çalışmaları yapılacak ve bu binalar mağaza ve restorana dönüştürülecek. 
İstanbul Modern’in sergi sarayı olarak kullandığı 3 numaralı Antrepo, Kıyı Emniyet Müdürlüğü’ne ait 6 ve 7 numaralı Antrepo, yolcu salonu olarak kullanılan 1 ve 2 numaralı Antrepo, 20 numaralı Antrepo ve nargilecilerin yer aldığı bölge yıkılacak. Bunların yerine Karaköy bölgesinde toplam 40 bin, Salıpazarı civarında ise toplam 108 bin metrekarelik otel, mağaza, restoran, ofis gibi zeminüstü inşaat yapılacak. Proje tamamlandığında otellerdeki toplam oda sayısının 440 olması hedefleniyor. Ayrıca, Nusretiye Saat Kulesi çevresine 13 bin 934 metrekarelik meydan ve rekreasyon alanı yapılacak. Toplam rekreasyon ve meydan alanı ise 65 bin 732 metrekare. 
4 numaralı Antrepo’da bulunan İstanbul Modern ve 5 numaralı Antrepo’da bulunun Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, TDİ ile olan 28 yıllık kira sözleşmesi nedeniyle proje kapsamı dışında tutuldu. 

İkinci ihale ne zaman gerçekleşti? En yüksek teklifi kim verdi? 

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca 16 Mayıs 2013’te yapılan ihaleyi 702 milyon dolarlık teklifi ile Doğuş Holding kazandı. İhalenin dikkat çeken kısmı çok kısa bir sürede neticelenmesi oldu. İlk turda kapalı zarfta teklifler verildi. En yüksek teklif 375 milyon dolar oldu. Ardından ikinci tura geçildi ve tekliflerin en yükseği 525 milyon dolar oldu. Teklifte bulunan 2 firmanın çekilmesi üzerine, kalan 3 firma açık arttırmaya kaldı. Açık arttırma 701 milyon dolardan başladı. Rakamın açıklanmasıyla birlikte ilk olarak Alsim Alarko, ardından da Gobal Yatırım-Özak GYO-Delta Proje OGG açık arttırmadan çekildi. Böylece Galataport’un 30 yıllık işletmesi için düzenlenen 30 dakikalık ihaleyi 702 milyon dolarla Doğuş Holding kazanmış oldu. dı. Doğuş Holding 702 milyon liralık teklifiyle ihaleyi kazandı. 

İki Galataport ihalesi arasındaki farklar nelerdi? 

2005 yılında yapılan ilk ihalede yap-işlet-devret modeli planlanmıştı. 2013’te ise işletme hakkı devri yöntemi kullanıldı. İlk ihalenin süresi 49 yıl iken bu süre 2013’teki ihalede 30 yıla indi. 2005’teki ihalede emsal değeri 2 iken, 2013’de bu rakam 1.5 oldu. Bu, yüzde 25 daha az kapalı alan inşaatı demek. 2005’teki ihalede ödeme, kiralama süresinin bitiminde başlayacak, 10’ar yıllık aralıkla belli oranlarda ödenecekti. 2013’teki ihalede ise toplam miktarın yüzde 20’si peşin, geri kalanı ise taksitler halinde ödenecek. 
Yapılan iki ihalenin isimleri neden farklı? 
Mehmet Ferec Balta ve Hayati Şanlı adlı iki girişimci “Galataport”un isim hakkını aldılar. İhale sürecinde isim hakkını satabileceklerini duyurdular. Bu nedenle ihale Salıpazarı Kruvaziyer Limanı Projesi adıyla yapıldı. 

İmar planına kimler, neden itiraz ediyor? 

TMMOB İstanbul Mimarlar Odası ve TMMOB İstanbul Şehir Plancıları Odası, projeye başından beri karşı çıkan sivil toplum örgütlerden en önemlileri. Proje aleyhine büyük bir kamuoyu baskısı oluşmasında iki örgüt de çok büyük rol oynadı. Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası İstanbul şubelerinin düzenledikleri etkinlikler, basına verdikleri demeçler ve en ön önemlisi Galataport projesinin iptaline dair yaptıkları mahkeme başvuruları, toplumun büyük bir kesiminden destek gördü. 
Her iki oda da iki ana eksen üzerinden itirazlarını sürdürüyor. Bunlardan ilkine göre, 2013’te Beyoğlu’nun koruma amaçlı imar planı bütüncül olmadığı ve Gala taport gibi mega projeleri içer mediği için iptal edildi. İki oda da bu karara dayanarak bölgenin plansız olduğu savunuyor. Ayrıca, itiraz eden kurumlara göre kıyılar Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yer alan hükümle herkesin eşit ve özgür olarak ortaklaşa yararlanmasına açık alanlar olarak tanımlanmış durumda. Anayasa’nın 43. Maddesi “Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevrele yen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelik kamu yararının” gözetilmesini öngörüyor. Proje kapsamında ise kamuya açık olması gerek alan, özel kullanıma açılarak yapılaşmaya maruz kalıyor. 
İkinci itiraz noktasını, bölgenin in san ve yaşam odaklı değil, sermaye odaklı dönüştüğüne dair iddialar oluşturuyor. Galataport projesinin, insan-deniz ilişkisini koparacağından korkuluyor ve sahil şeridinin soylulaştırılmasına ve sosyal dokunun rant uğruna bozulacağına işaret ediliyor. Ayrıca bölgedeki küçük esnafın da, artan kiralar karşısında bölgeyi terk etmekten başka seçe neği kalmayacağı vurgulanıyor. 


Alper Balcıoğlu
alper.balcioglu@gmail.com 



Karaköy esnafı BAU Galata’dan memnun mu?

KANTİN


Karaköy son yıllarda büyük bir değişim içinde. Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin 2 yıl önce buraya taşınması, yeni kafe, restoran, otel ve sanat galerilerinin açılması ile Karaköy yepyeni bir kimliğe büründü. Bu değişimi, Karaköy esnafına sorduk. Karaköylüler öğrencilerin gelmesinden, Karaköy’ün daha güvenli bir yer olmasından memnun. Ancak değişim, kiraların artmasına da neden olduğu için esnaf yeni bir sıkıntıyla karşı karşıya kalmış. Bahçeşehir Üniversitesi’nin semte taşınmasından memnun olanlar çoğunlukta ancak, “Geldiniz, işlerimiz düştü” diyen de var… 



Nato Karaköy’ün en eski lokantalarından 
Nato’nun sahibi Mevlüt Öztürk: 

“Nato’yu 1952 yılında Mehmet Mahmutoğlu açtı. 2004’te de ben devraldım. Karaköy’ün değişimi beni olumsuz etkilemedi hatta insan profilinin değişmesi bizi sevindirdi. Komşularla ilgili sıkıntılarımız olmadı. Üniversitenin buraya açılması bizi çok mutlu etti çünkü çok sayıda öğrenci ve hoca geliyor, bu da bizi çok mutlu ediyor.” 




Mabel Çikolata Asıl fabrikası Kurtuluş’ta olan ve 1947’den beri Karaköy’de bulunan Mabel Çikolata’nın çalışanlarından Fatma Bilgin: 

“Burada 11 yıldır çalışıyorum. Eskiye nazaran şimdiki Karaköy’ü daha çok beğeniyorum, çünkü burada artık genç bir nesil var. Üniversitenin burada olmasının Karaköy’ü gençleştirdiğini düşünüyorum.” 





Deniz Büfe Bahçeşehir Üniversitesi’nin hemen karşısında yer alan 
Deniz Büfe’nin işletmecisi Ziya Sandıkçı: 

“18 yıldır bu büfeyi işletiyorum. Eskiden daha çok iş hanı vardı. Zamanla buraların kapanması beni kötü yönde etkiledi. Üniversitenin olduğu bina da iş hanıydı ve orada çalışan insanların çoğu müşterimizdi. Üniversiteden öğrenciler ve hocalar gelmiyor diyemem ama eskiye oranla kazancım azaldı. Ben eski Karaköy’ü daha çok seviyordum.”



Afitap 1982, Ece Ajandaları ile ünlü bir kırtasiye. 
İki senedir buranın işletmeciliğini yapan Ufuk Deniz: 

“Ece Ajandası’nın kurucusu Mehmet Sadık Kağıtçı. Tarihi 1910 yılına dayanıyor. Ajandalar uzun süre saklanabildiği için bir alışkanlık haline geldi. Karaköy’ün şimdiki halini beğeniyorum çünkü artık gece gündüz gezilen bir semt haline geldi. Üniversitenin burada olması Ece Ajandası’na olan ilgiyi arttırıyor. Biz bu tarihe yeni neslin de ortak olmasını istiyoruz.” 




Ferman Sahaf Karaköy’ün taze esnaflarından Hasan Yavuzcan: 

“İki ay önce burayı açtım. Burada bulunan kitapları ve belgeleri 1993’ten 2013’e kadar arşivledim. Sahafı açmamın asıl sebebi insanların arşivlerinden yararlanmasını istemem. Eskiden beri Karaköy’e geliyorum ve bugünkü halini daha çok seviyorum. Sanat bakımından da Karaköy’ün geliştiğini ve üniversitenin de buna katkı sağladığını düşünüyorum.”




Uğrak Börek Karaköy’ün eski mekanlarından Uğrak Börek’in çalışanı Mehmet Nezir Deniz: 

“İki yıldır burada çalışıyorum fakat burası 1959’dan beri açık. Burada en çok Kürt böreği yeniyor ve üniversiteden de gelen bir çok öğrenci var. Bu bizi oldukça memnun ediyor çünkü bizi tercih etmeleri iyi olduğumuzu hissettiriyor.”





Sıla Ağgül - Ela Emeksiz
sila.aggul@hotmail.com
elaemeksiz@gmail.com

30 Ekim 2014 Perşembe

Tarihin ve edebiyatın sıradışı tanığı: GALATA


 Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin bulunduğu Galata, Türkiye’nin basın, sanat ve siyaset tarihinde çok çarpıcı olaylara ev sahipliği yapmış bir semt

 İstanbul’un tarihi semti Galata, Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım, ilk basın şehidi Hasan Fehmi, şairler Ümit Yaşar Oğuzcan, Orhan Veli, Bedri Rahmi Eyüboğlu, yazar Ziya Osman Saba gibi Türkiye’nin önemli simaları için unutulmaz bir yer olmuştu. Bu semt, basın ve edebiyat tarihinin çok kritik olaylarının tanığıydı.

İlk basın şehidini köprüde vurdular

Osmanlı’nın 31. sultanı I. Abdülmecid’in annesi Bezmiâlem Sultan tarafından 1845’te ahşap olarak yaptırılan ve günümüze dek defalarca yenilenen Galata Köprüsü’nde, Türkiye’nin ilk basın şehidi verildi. Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi, 6 Nisan 1909’da Galata Köprüsü’nü geçerken kurşunlandı. 

Hıfzı Topuz’un “Türk Basın Tarihi” kitabında belirttiği gibi, “İttihatçılara karşı koyan Serbesti gazetesinin yazıları aydın çevrelerde geniş yankılar uyandırıyordu. İttihatçılar Hasan Fehmi’yi susturmak için önce kendisine gözdağı verdiler, fayda etmedi.” Hasan Fehmi’nin katilleri “bulunamadı.” Öldürülen bir başka gazeteci olan Ahmet Samim de, 9 Haziran 1910’da Eminönü’nde vurulmuştu.

Hapisteki Nazım’ın annesinden eylem

1949 yılında Galata Köprüsü, çok önemli bir eyleme ev sahibi olacaktı. Bir anne, oğlunun affedilmesi ve cezaevinden çıkması için köprü üzerinde eylem yaptı. O anne, Celile Hanım, oğlu da, Türkiye’nin en büyük şairlerinden Nazım Hikmet’ti! 

O dönemde Nazım 10 yılı aşkın süredir cezaevindeydi. Aydınlar bir kampanya başlatarak Nazım’ın özgürlüğüne kavuşması için mücadele ediyordu. Tevfik Çandar “Türkiye’nin Demokrasi Tarihi” kitabında eylemle ilgili şunları yazıyor: “Nazım’ın annesi de; ‘Oğlumu bağışlayın’ yazılı bir pankartla Galata Köprüsü’nde dolaşarak kampanyayı destekledi.” 
Eylem büyük ses getirdi. Ancak Nazım’ın cezaevinden çıkması 1950 yılını bulacaktı…

O şairin oğlu Galata Kulesi’nde intihar etti

Galata, 6 Haziran 1973’te bir intiharla sarsıldı. 17 yaşında bir genç, Galata Kulesi’nden atlayarak intihar etti. İntihar eden genç, Vedat Oğuzcan, kendisi de defalarca intihara teşebbüs etmiş, şair bir babanın oğluydu. Babası, Ümit Yaşar Oğuzcan’dı. Ümit Yaşar’ın, oğlunun vefatının ardından yazdığı şiir ise edebiyatımızın unutulmazları arasına girdi: 
“(…) Küçücüktü bir zaman/ Kucağıma alır ninniler söylerdim ona/ Uyu oğlum, uyu oğlum, ninni/ Bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat/ 6 Haziran 1973/Galata Kulesi’nden bir adam attı kendini/ Bu nankör insanlara/ Bu kalleş dünyaya inat/ Şimdi yine bir ninni söylüyorum ona/ Uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat.”

Ziya Osman Saba ve Orhan Veli’den Bedri Rahmi’ye 

Ziya Osman Saba’nın “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi” kitabında “O akşam işimden erken çıkabilmiştim. Şöyle Beyoğlu’na kadar bir uzanayım, dedim. Köprüden, saatlerdir pis hava ile dolmuş ciğerlerimin teneffüs hakkını vererek, Haliç’i ve Boğaziçi’ni selamlayarak geçtim” der. Haliç’i ve Boğaziçi’ni selamlayarak geçtiği o “köprü”, Galata Köprüsü’nden başkası değildir.
Galata Köprüsü’nde yürümeyi seven şairlerden biri de Orhan Veli’dir: “Dikilir köprü üzerine/Keyifle seyrederim hepinizi/Kiminiz kürek çeker, suya suya/ Kiminiz midye çıkarır dubalardan/ Kiminiz dümen tutar mavnalarda/ Kiminiz çimacıdır halat başında/Kiminiz kuştur, uçar, şairane (…).”


 Galata Kulesi’ne bakıp düşüncelere dalan bir şairimiz de Bedri Rahmi Eyüboğlu’ydu: “İstanbul deyince aklıma kuleler gelir/ Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır/ Ama şu Kız Kulesi’nin aklı olsa/ Galata Kulesi’ne varır/ Bir sürü çocukları olur.”






 Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım’ın, 1949 yılında Bursa Cezaevi’nde yatan oğlunun serbest bırakılması için Galata’da yaptığı eylem gazetelere de yansımıştı. Büyük yankı uyandıran eylem aydınlar tarafından da desteklenmişti. O dönemde pek çok komünist gibi Nazım Hikmet de fikirlerinden dolayı hüküm giymişti. 
















Hakan Güngör
hakant.gungor@gmail.com

16 Ekim 2014 Perşembe

İletişim Fakültesi Genel Kurulu

İletişim Fakültesi Genel Kurulu, perşembe günü BAU Galata Kampüsü'nde yapıldı. Genel Kurul'da İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatoş Adiloğlu, fakültenin çalışmaları ve hedefleri hakkında bilgi verdi. Genel Kurul'a katılan BAU Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Elif Çepni de üniversite faaliyetleri ve yurt dışı eğitimle ilgili gelişmeleri anlattı. Daha sonra atamaları ve akademik yükselmeleri yapılan öğretim üyeleri hep birlikte pasta kesti.

14 Ekim 2014 Salı

Arşiv